Connect with us

Teknoloji

Televizyonu Kim İcat Etti?

Televizyonu Kim İcat Etti?

Televizyonu Kim İcat Etti?

21. asrın en çok kullanılan kitle irtibat vasıtalarından ve insanlık tarihinin en ehemmiyetli buluşlarından biri olan televizyon, vericiden iletilen dalgaların ses olarak dinlenmesini ve görüntü olarak görülmesini sağlayan cihaza denir. Günümüzde büyülü kutu olarak adlandırılan televizyon, kısaca TV’nin kim tarafından ve nasıl buluş edildiğine bir göz atalım.

Buluşu çok uzun senelere direnen televizyonun teorik esasları 19. asrın sonlarında biliniyordu. Fakat sistemin kullandığı binlerce elektronik devre personellerinin geliştirilmesi 1920’li senelerin sonunu bulmaktadır. Televizyon ile alakalı ilk çalışmalar 1920’li senelerde John Logie Baird tarafından yapılmıştır. Günümüzde kullanılan televizyonlara pek benzemese de görüntüyü mekanik bir etraftan yansıtma özelliğine sahip olan ilk mahsuller olması sebebiyle oldukça ehemmiyetlidir. Elektronik aletlere karşı merakı ufak yaşlarda başlayan Logie Baird, kendi evinde hakikatleştirdiği ufak çaplı deneyler ile elektrik yapımı yapmayı muvaffak olmuştur. Bu alanda eğitim almaya karar veren John Logie Baird, Batı İskoçya Teknik Koleji’nde eğitimini bitirdikten sonra, Glasgow Üniversitesi’nde elektronik alanında master yapmıştır. Baird, eğitim yaşamının hemen sonrasında bazı elektronik firmalarında çalışmış fakat yaşadığı sıhhat meseleleri sebebiyle, iş yaşamında süreklilik gösterememiştir. Yaşadığı kasvetler Baird’ı her zaman istediği ve hayalini kurduğu televizyonun buluşu için çalışmalar yapmasını yasaklamamıştır. John Logie Baird, çay paketine monte ettiği ve televisor olarak adlandırdığı bir buluş gerçekleştirmiştir. Bu buluşunda, karton, bir dikiş iğnesi ve bisküvi paketinden kurduğu mekanizma ile ilk sınamasında zaferli olmuştur. Baird, “televisor” ismini verdiği buluşunun 25 Haziran 1925 tarihinde tescilini almış ve 26 Ocak 1928’de bu buluşunu Krallık Enstitüsü’nde tanıtmayı muvaffak olmuştur. Bu tanıtımın ardından büyük bir alakayla karşılaşan Baird, kariyer basamaklarını süratle tırmanmaya başlamıştır. Baird’ın görüntüyü elektronik etrafa aktarma demeleri netice vermiş ve bir sene sonra ilk görüntü aktarımını gerçekleştirmiştir. 1929 senesinde ilk verici istasyonu kurulmuş ve o yarıyılda bölgesel radyo yayını yapan BBC ile uyuşarak, ilk televizyon yayını yapma çalışmaları başlamıştır. İlk etapta bölgesel olarak hudutlu bir alanda yayın yapan BBC, 1930’da İngiltere ve Amerika’da resmen yayına başlamıştır.

Televizyonun buluşu mevzusunda öne çıkan öteki bir adda Philo Taylor Farnsworth’tur. Philo 19 Ağustos 1906 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Utah eyaletinde doğmuştur. Tarım emekçiliği yaparak uyumunu sağlayan Farnsworth, Baird gibi elektronik aletlere karşı meraklı biriydi. Farnsworth’un yaptığı ilk elektronik alet, elle çalışan çamaşır cihazıydı. Zamanla elektronik alanda kendini geliştiren Farnsworth, konutuyla eyalet dışında ilk telefon görüşmesine reelleştirmiştir. Daha sonra televizyon üzerinde yoğunlaşarak, deneyler yapmak isteyen Farnsworth, bu sebeple California’ya taşınmıştır. California’da ‘Image Dissector’ ismini verdiği bir kamera üzerine çalışmaya başlamıştır. O yarıyılda Baird’in buluş ettiği mekanik televizyon, bir hayli hareketli parça barındırıyordu. Farnsworth tamamen elektronik bir televizyon buluş etme hayalini hakikatleştirmek için sıkı bir çalışma yürütmüş ve günümüzde kullanılan tüplü televizyonu buluş etmiştir. Çalışmalarının neticesinde 1927 senesinde ‘Image Dissector’ kamera tüpü ilk görüntüsünü aktarmayı muvaffak olmuştur. Fakat televizyonda, aydınlatma için hala karbon yay lambası kullanılıyor ve bir hayli mekanik parça barındırıyordu. 1929 senesinde bu gidişata bir çözüm bulan Farnsworth, hiçbir mekanik parça barındırmayan ilk tüplü televizyonu buluş etmiştir. Philo Taylor Farnsworth, bu ehemmiyetli buluşunun 1930 senesinde de tescilini alarak tarihe geçmiştir.

Philo Taylor Farnsworth, 1936 senesinde İngiltere’ye giderek, John Logie Baird’in işletmesiyle bir uyuşma yapmıştır. Bu uyuşmayla Farnsworth, BBC televizyon sistemini yenileyerek, image dissector kameralar kullanılmıştır. Image dissectorların yapıları daha da geliştirilerek, televizyonlara elektron arttırıcı ilave edilip, yüksek kontrasta sahip görüntüler elde edilmiştir. Böylece Farnsworth 14 yaşında çalışma ilkesini çözdüğü image dissector televizyon kamerasını 21 yaşında çalışır hale getirmeyi muvaffak olmuştur. Farnsworth’un buluşu bu kamera teknolojisi, tüplü CRT cathode ray tube ekranlar için de esin kaynağı olmuştur. Farnsworth, tüplü ekranların yapılmasına büyük katkılar sağlamış ve televizyondaki reel hareketli görüntünün elde edilmesine de liderlik etmiştir. Bu sebeple günümüzde çağdaş anlamda kullanılan televizyonun mucidi Philo Taylor Farnsworth olarak da öğrenilmektedir.

Televizyon, 1930’lu senelerde seri imale geçerek milletin satın alımına sunulmuştur. 1936 senesinde tertip edilen Berlin Yaz Olimpiyatları’nı Almanya’daki insanlar kendi konutlarından izlemişlerdir. Yayına başladığı ilk senelerde televizyon yayınları iki sistem biçiminde yapılıyordu ve bu yayınlar BBC tarafından hazırlanıyordu. 1937’den sonra mekanik sistemler uygulamadan kaldırılmış ve yerine elektronik televizyon sistemi getirilmiştir.

Kalman Tihanyi, 1936 senesinde ilk plazma, flat ekran televizyonu yapmıştır. 1940 senesinde ise Meksikalı Guillermo Gonzales Camarena, ilk renkli televizyonun tescilini alan birey olmuştur. 1946 senesinde satışa çıkan RCA 630-TS, seri yapımı yapılan ilk televizyondur. İlk zamanlar pahalı olması sebebiyle sadece zenginler tarafından satın alınabilen televizyon, 1947 senesinde ilk defa 200 doların altında bir maliyetle satılmaya başlayınca herkesin evine girmeye başlamıştır. Amerika’da televizyon sahibi olanların oranı % 0,5 iken, televizyon maliyetlerinin düşmesiyle beraber; 1954’te %56, 1962’de ise %90 oranına erişmiştir.

BBC2 kanalı 1967 senesinde iki renkli televizyon yayınına başlamıştır. 1973’te ise geniş ekran ilk televizyon piyasaya sürülmüştür. Sharp tarafından 1988 senesinde ilk LCD televizyon, 1997 senesinde ise Fusitsu ilk 42-inch plazma televizyonu üretmiştir.

Televizyon Nasıl Çalışır?

CRT Cathode Ray Tube başka bir deyişle katot ışınlı tüp olarak adlandırılan bir teknolojiye sahip olan tüplü televizyonlarda görüntü, binlerde ampulün toplanmasıyla oluşur. Bunun sebebi ise CRT ekranlarının yüzeyinin yüz binlerce ufak noktadan oluşmasıdır. Piksel ismi verilen bu noktalar, her biri ayrı biçimde aydınlatıldığından, her biri farkı renk oluşturmaktadır. Piksellerin emin bir kumpasta yanması görüntünün oluşmasını kaynağıdır. Koni biçiminde olan CTR ekranların dar ve sivri ucunda elektron silahı vardır. Koninin genişleyen ağzı dikdörtgen biçimini alır ve bu bölge fosforla kaplıdır. Elektronikte artı + ve eksi – kutuplar, katot ve anot ifadeleriyle adlandırılır. CRT ekranlarda katot, ısınmış ince tel biçiminde elektron silahı içinde yer alır. Tüpün içi havasız ve vakumlu bir etraftır. Vakum içerisindeki elektronlar, katot ince telinin ısınmasıyla beraber hareket etmeye başlarlar ve anot ekran yüzeyiyle olan gerilim farkından dolayı elektronlar ışın demeti halinde ekrana doğru fırlatılırlar. Elektronlar, ekran yüzeyindeki fosfor katmanına çarparak pikselleri aydınlatırlar. Aydınlanan pikseller, ışık demeti çevresinde bulunan dikey ve yatay saptırma makaralarıyla ekranın her noktası için renk oluşturur.

Elektron silahından üç ana renge bölen ışın demetleri, “RGB Colors” olarak öğrenilen kırmızı, mavi ve yeşil renklidirler. Bu renklerin %100 oranında karışımı beyaz rengi oluştururken, hiç ışık gönderilmemesi de siyah rengi oluşturur. Ayrıca bu renklerin karışımı ile de tabiattaki tüm ana renkler de üretilebilir. Öteki tam ara renkler ise, ana renklerin değişik oranlarda karışımıyla elde edilir. Işın demeti ekrandaki fosfor katmanına gönderilirken delikli bir gölge maskesinden geçer ve bu maske, ışının yalnızca kendi rengine ait olması istenilen yerlere çarpmasını sağlar. Ekrandaki her piksel üç alt piksele bölerek, gölge maskesinden süzülür ve duyarlı bir ayarlama ile geçen elektron demeti, alt bataryasalları ayrı ayrı aydınlatır. En sonuncu ana piksel, alt piksellerin birleşmesiyle oluşan rengi yansıtır ve televizyon ekranında o renk görünür. Yüksek süratte reelleşen olan bu vaka, saniyede binlerce defa yapıldığından, alınan televizyon sinyali ekranda reel zamanlı olarak görüntü oluşmasını sağlar.

Türkiye Tarihinde Televizyon

2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa gezisine çıkan İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Frekans Kürsüsü Başkanı Mustafa Santur, burada televizyonu daha yakından tahlil ihtimali bulmuştur. Santur, yurda döndüğünde İTÜ bünyesinde televizyon yayının yapılması için bazı teşebbüslerde bulunmuş ve talebesi Dr. Anan Ataman’ı televizyon yayınlarını başlatmakla görevlendirmiştir. Televizyon yayını için İTÜ’nün Taşkışla binasının çatı katında bulunan üç oda, çekim stüdyosu olarak verilmiş ve Philips işletmesi tarafından da verici ve kamera affedilmiştir. O yarıyılda kişi mülkü televizyon müşterisi yoktu. Bu sebeple bir gemi direğinden verici anten yapılmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 4 adet, televizyon yayını ile ilgilenen öğretim azalarının konutlarında 3 adet ve Beyoğlu’nda birkaç mağazada bulunan toplam 10 televizyon müşterisi ve bir kamera ile televizyon yayını başlamıştır.

1953 senesinde yapılan ilk yayın, yalnızca cuma günleri saat 18.00-18.30 saatleri arasında yapılmıştır. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nin İstanbul stüdyoları ve vericisi kurulana kadar Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’ye de hizmet veren İTÜ daha sonra çıkan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Yasayı ile radyo ve televizyon yayın tekelinin Türkiye Radyo Televizyon Kurumu müessesesine verilmesiyle yayınlarına son vermiştir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, 1968 senesinde siyah beyaz olarak aralıksız yayına başlamıştır.

Televizyonu Kim İcat Etti? sizlere teknolojimuhbiri.com ile özel olarak hazırlanmıştır.Televizyonu Kim İcat Etti?

21. asrın en çok kullanılan kitle irtibat vasıtalarından ve insanlık tarihinin en ehemmiyetli buluşlarından biri olan televizyon, vericiden iletilen dalgaların ses olarak dinlenmesini ve görüntü olarak görülmesini sağlayan cihaza denir. Günümüzde büyülü kutu olarak adlandırılan televizyon, kısaca TV’nin kim tarafından ve nasıl buluş edildiğine bir göz atalım.

Buluşu çok uzun senelere direnen televizyonun teorik esasları 19. asrın sonlarında biliniyordu. Fakat sistemin kullandığı binlerce elektronik devre personellerinin geliştirilmesi 1920’li senelerin sonunu bulmaktadır. Televizyon ile alakalı ilk çalışmalar 1920’li senelerde John Logie Baird tarafından yapılmıştır. Günümüzde kullanılan televizyonlara pek benzemese de görüntüyü mekanik bir etraftan yansıtma özelliğine sahip olan ilk mahsuller olması sebebiyle oldukça ehemmiyetlidir. Elektronik aletlere karşı merakı ufak yaşlarda başlayan Logie Baird, kendi evinde hakikatleştirdiği ufak çaplı deneyler ile elektrik yapımı yapmayı muvaffak olmuştur. Bu alanda eğitim almaya karar veren John Logie Baird, Batı İskoçya Teknik Koleji’nde eğitimini bitirdikten sonra, Glasgow Üniversitesi’nde elektronik alanında master yapmıştır. Baird, eğitim yaşamının hemen sonrasında bazı elektronik firmalarında çalışmış fakat yaşadığı sıhhat meseleleri sebebiyle, iş yaşamında süreklilik gösterememiştir. Yaşadığı kasvetler Baird’ı her zaman istediği ve hayalini kurduğu televizyonun buluşu için çalışmalar yapmasını yasaklamamıştır. John Logie Baird, çay paketine monte ettiği ve televisor olarak adlandırdığı bir buluş gerçekleştirmiştir. Bu buluşunda, karton, bir dikiş iğnesi ve bisküvi paketinden kurduğu mekanizma ile ilk sınamasında zaferli olmuştur. Baird, “televisor” ismini verdiği buluşunun 25 Haziran 1925 tarihinde tescilini almış ve 26 Ocak 1928’de bu buluşunu Krallık Enstitüsü’nde tanıtmayı muvaffak olmuştur. Bu tanıtımın ardından büyük bir alakayla karşılaşan Baird, kariyer basamaklarını süratle tırmanmaya başlamıştır. Baird’ın görüntüyü elektronik etrafa aktarma demeleri netice vermiş ve bir sene sonra ilk görüntü aktarımını gerçekleştirmiştir. 1929 senesinde ilk verici istasyonu kurulmuş ve o yarıyılda bölgesel radyo yayını yapan BBC ile uyuşarak, ilk televizyon yayını yapma çalışmaları başlamıştır. İlk etapta bölgesel olarak hudutlu bir alanda yayın yapan BBC, 1930’da İngiltere ve Amerika’da resmen yayına başlamıştır.

Televizyonun buluşu mevzusunda öne çıkan öteki bir adda Philo Taylor Farnsworth’tur. Philo 19 Ağustos 1906 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Utah eyaletinde doğmuştur. Tarım emekçiliği yaparak uyumunu sağlayan Farnsworth, Baird gibi elektronik aletlere karşı meraklı biriydi. Farnsworth’un yaptığı ilk elektronik alet, elle çalışan çamaşır cihazıydı. Zamanla elektronik alanda kendini geliştiren Farnsworth, konutuyla eyalet dışında ilk telefon görüşmesine reelleştirmiştir. Daha sonra televizyon üzerinde yoğunlaşarak, deneyler yapmak isteyen Farnsworth, bu sebeple California’ya taşınmıştır. California’da ‘Image Dissector’ ismini verdiği bir kamera üzerine çalışmaya başlamıştır. O yarıyılda Baird’in buluş ettiği mekanik televizyon, bir hayli hareketli parça barındırıyordu. Farnsworth tamamen elektronik bir televizyon buluş etme hayalini hakikatleştirmek için sıkı bir çalışma yürütmüş ve günümüzde kullanılan tüplü televizyonu buluş etmiştir. Çalışmalarının neticesinde 1927 senesinde ‘Image Dissector’ kamera tüpü ilk görüntüsünü aktarmayı muvaffak olmuştur. Fakat televizyonda, aydınlatma için hala karbon yay lambası kullanılıyor ve bir hayli mekanik parça barındırıyordu. 1929 senesinde bu gidişata bir çözüm bulan Farnsworth, hiçbir mekanik parça barındırmayan ilk tüplü televizyonu buluş etmiştir. Philo Taylor Farnsworth, bu ehemmiyetli buluşunun 1930 senesinde de tescilini alarak tarihe geçmiştir.

Philo Taylor Farnsworth, 1936 senesinde İngiltere’ye giderek, John Logie Baird’in işletmesiyle bir uyuşma yapmıştır. Bu uyuşmayla Farnsworth, BBC televizyon sistemini yenileyerek, image dissector kameralar kullanılmıştır. Image dissectorların yapıları daha da geliştirilerek, televizyonlara elektron arttırıcı ilave edilip, yüksek kontrasta sahip görüntüler elde edilmiştir. Böylece Farnsworth 14 yaşında çalışma ilkesini çözdüğü image dissector televizyon kamerasını 21 yaşında çalışır hale getirmeyi muvaffak olmuştur. Farnsworth’un buluşu bu kamera teknolojisi, tüplü CRT cathode ray tube ekranlar için de esin kaynağı olmuştur. Farnsworth, tüplü ekranların yapılmasına büyük katkılar sağlamış ve televizyondaki reel hareketli görüntünün elde edilmesine de liderlik etmiştir. Bu sebeple günümüzde çağdaş anlamda kullanılan televizyonun mucidi Philo Taylor Farnsworth olarak da öğrenilmektedir.

Televizyon, 1930’lu senelerde seri imale geçerek milletin satın alımına sunulmuştur. 1936 senesinde tertip edilen Berlin Yaz Olimpiyatları’nı Almanya’daki insanlar kendi konutlarından izlemişlerdir. Yayına başladığı ilk senelerde televizyon yayınları iki sistem biçiminde yapılıyordu ve bu yayınlar BBC tarafından hazırlanıyordu. 1937’den sonra mekanik sistemler uygulamadan kaldırılmış ve yerine elektronik televizyon sistemi getirilmiştir.

Kalman Tihanyi, 1936 senesinde ilk plazma, flat ekran televizyonu yapmıştır. 1940 senesinde ise Meksikalı Guillermo Gonzales Camarena, ilk renkli televizyonun tescilini alan birey olmuştur. 1946 senesinde satışa çıkan RCA 630-TS, seri yapımı yapılan ilk televizyondur. İlk zamanlar pahalı olması sebebiyle sadece zenginler tarafından satın alınabilen televizyon, 1947 senesinde ilk defa 200 doların altında bir maliyetle satılmaya başlayınca herkesin evine girmeye başlamıştır. Amerika’da televizyon sahibi olanların oranı % 0,5 iken, televizyon maliyetlerinin düşmesiyle beraber; 1954’te %56, 1962’de ise %90 oranına erişmiştir.

BBC2 kanalı 1967 senesinde iki renkli televizyon yayınına başlamıştır. 1973’te ise geniş ekran ilk televizyon piyasaya sürülmüştür. Sharp tarafından 1988 senesinde ilk LCD televizyon, 1997 senesinde ise Fusitsu ilk 42-inch plazma televizyonu üretmiştir.

Televizyon Nasıl Çalışır?

CRT Cathode Ray Tube başka bir deyişle katot ışınlı tüp olarak adlandırılan bir teknolojiye sahip olan tüplü televizyonlarda görüntü, binlerde ampulün toplanmasıyla oluşur. Bunun sebebi ise CRT ekranlarının yüzeyinin yüz binlerce ufak noktadan oluşmasıdır. Piksel ismi verilen bu noktalar, her biri ayrı biçimde aydınlatıldığından, her biri farkı renk oluşturmaktadır. Piksellerin emin bir kumpasta yanması görüntünün oluşmasını kaynağıdır. Koni biçiminde olan CTR ekranların dar ve sivri ucunda elektron silahı vardır. Koninin genişleyen ağzı dikdörtgen biçimini alır ve bu bölge fosforla kaplıdır. Elektronikte artı + ve eksi – kutuplar, katot ve anot ifadeleriyle adlandırılır. CRT ekranlarda katot, ısınmış ince tel biçiminde elektron silahı içinde yer alır. Tüpün içi havasız ve vakumlu bir etraftır. Vakum içerisindeki elektronlar, katot ince telinin ısınmasıyla beraber hareket etmeye başlarlar ve anot ekran yüzeyiyle olan gerilim farkından dolayı elektronlar ışın demeti halinde ekrana doğru fırlatılırlar. Elektronlar, ekran yüzeyindeki fosfor katmanına çarparak pikselleri aydınlatırlar. Aydınlanan pikseller, ışık demeti çevresinde bulunan dikey ve yatay saptırma makaralarıyla ekranın her noktası için renk oluşturur.

Elektron silahından üç ana renge bölen ışın demetleri, “RGB Colors” olarak öğrenilen kırmızı, mavi ve yeşil renklidirler. Bu renklerin %100 oranında karışımı beyaz rengi oluştururken, hiç ışık gönderilmemesi de siyah rengi oluşturur. Ayrıca bu renklerin karışımı ile de tabiattaki tüm ana renkler de üretilebilir. Öteki tam ara renkler ise, ana renklerin değişik oranlarda karışımıyla elde edilir. Işın demeti ekrandaki fosfor katmanına gönderilirken delikli bir gölge maskesinden geçer ve bu maske, ışının yalnızca kendi rengine ait olması istenilen yerlere çarpmasını sağlar. Ekrandaki her piksel üç alt piksele bölerek, gölge maskesinden süzülür ve duyarlı bir ayarlama ile geçen elektron demeti, alt bataryasalları ayrı ayrı aydınlatır. En sonuncu ana piksel, alt piksellerin birleşmesiyle oluşan rengi yansıtır ve televizyon ekranında o renk görünür. Yüksek süratte reelleşen olan bu vaka, saniyede binlerce defa yapıldığından, alınan televizyon sinyali ekranda reel zamanlı olarak görüntü oluşmasını sağlar.

Türkiye Tarihinde Televizyon

2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa gezisine çıkan İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Frekans Kürsüsü Başkanı Mustafa Santur, burada televizyonu daha yakından tahlil ihtimali bulmuştur. Santur, yurda döndüğünde İTÜ bünyesinde televizyon yayının yapılması için bazı teşebbüslerde bulunmuş ve talebesi Dr. Anan Ataman’ı televizyon yayınlarını başlatmakla görevlendirmiştir. Televizyon yayını için İTÜ’nün Taşkışla binasının çatı katında bulunan üç oda, çekim stüdyosu olarak verilmiş ve Philips işletmesi tarafından da verici ve kamera affedilmiştir. O yarıyılda kişi mülkü televizyon müşterisi yoktu. Bu sebeple bir gemi direğinden verici anten yapılmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 4 adet, televizyon yayını ile ilgilenen öğretim azalarının konutlarında 3 adet ve Beyoğlu’nda birkaç mağazada bulunan toplam 10 televizyon müşterisi ve bir kamera ile televizyon yayını başlamıştır.

1953 senesinde yapılan ilk yayın, yalnızca cuma günleri saat 18.00-18.30 saatleri arasında yapılmıştır. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nin İstanbul stüdyoları ve vericisi kurulana kadar Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’ye de hizmet veren İTÜ daha sonra çıkan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Yasayı ile radyo ve televizyon yayın tekelinin Türkiye Radyo Televizyon Kurumu müessesesine verilmesiyle yayınlarına son vermiştir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, 1968 senesinde siyah beyaz olarak aralıksız yayına başlamıştır.

Televizyonu Kim İcat Etti? sizlere teknolojimuhbiri.com ile özel olarak hazırlanmıştır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler