Connect with us

Teknoloji

Televizyonun Zararları

Televizyonun Zararları

Televizyonun Zararları

Televizyonsuz konut yok. Hiç düşündünüz mü; bu kadar popüler bir makinenin ne gibi hasarları olabilir? Yazımızı okuduğunuzda çok afallayabilirsiniz!

Yirminci asrın en ehemmiyetli buluşlarından bir olan televizyon, “büyülü kutu” olarak öğreniliyor. Gerçekten de senelerdir insanları büyülüyor. Sosyo-ekonomik, kültürel, politik ve teknolojik bir hayli büyümeye liderlik yapan televizyon, bunca bereketine karşın insanlardan bir şeyler de götürüyor. Parasal ve manevi hasarlarını sıralamak için sayfalar noksan kalabilir. Özellikle çocuklara fantastik hasarları var. Yazımızda “öğrenilen” bu hasarları özetlemeye çalıştık.

Sosyal, Kültürel ve Psikolojik Hasarları

Televizyonun makine olarak hasarlarının yanında yayınlanan programların içeriklerinin hasarları da yabana atılır gibi değil. Cemiyeti dönüştürme özelliği var. Erişkin insanlar, farkında olmadan televizyon programlarının tesirinde kalıyor. Ardından içinden çıkılmaz kültürel ve cemiyetsel meseleler ortaya çıkıyor. Diziler, filmler, magazin ve cümbüş programları, haber programları insanlara aynı pencereden çok rakamda duyguyu aynı saat diliminde yaşatabiliyor. Televizyon kumandası, yaşamımızı kumanda ediyor diyebiliriz. Televizyonun sosyal, kültürel ve psikolojik Zaralarını şöyle sıralayabiliriz;

Televizyon her şeyden evvel kültürel ve ahlâki bedellerden koparır. Tabi bu vaziyet, izlediğiniz programların içeriği ile alakalı.
Televizyon başında geçen bir yaşam, tipik bir “sedanter hayat” başka bir deyişle “hareketsiz hayat” misalidir. Televizyon, erişkin insanları fiziksel etkinlikten uzak bir hayata alıştırır ve tembelleştirir.
Magazin ve cümbüş programları ismi altında yayınlanan kültürel ve ahlâki seviyesi düşük programlar, özellikle boşluktaki insanları hayal dünyasında yaşatır ve erişemeyecekleri yaşamlara özendirir.
Kadın ve evlilik programlarındaki negatif diyaloglar, cemiyet arasında önyargılara, ilişkilerde güvensizliğe yol açar.
Abartılı ve gerçekten uzak reklamlar, insanları tüketime yönlendirir.
Kültürel ve ahlâki kıymetleri dikkate almayan reklam ve programlar, cemiyetin bedel yargılarını negatif tesirler.
Şiddet ve cinsel içerikli yayınlar, özellikle gençleri cemiyet ve aile asıllarından kopararak negatif meyillere yönlendirir, erişkinlerde psikolojik meselelere yol açar.
İnsanlar genellikle stres atmak veya kafasındaki düşünceleri dağıtmak için televizyon izler. “Büyülü kutu” ne yazık ki stresin ehemmiyetli bir kaynağıdır.
Kutuplaştırıcı ve ayrımcı görsel haberler, insanlar arasında ayrımcılığı ve değişik kesimler arasındaki çatışmaları körükler.
Reyting talihine insanların zaaflarını kullanan televizyon kanalları, acıma ve acıma duygularını negatif tesirler, hiddetlenmelerine yol açar.
İnsanları yaşamdan koparır, hayalciliğe yönlendirir.

Sıhhate Hasarları

Televizyonların sıhhate hasarları da, tespit edilenlerle hudutlu. Başka Bir Deyişle tespit edilemeyen, öngörülemeyen onlarca hasarı olabiliyor. Misalin; televizyon beslenme vasıtayı değil ancak televizyon karşısında hareketsiz kalarak obeziteye yol açan etkenleri yerine getirmiş olursunuz.

Tüplü, plazma, LED ve LCD televizyonlar ışınıma neden olabiliyor. Nükleer santral ışınımından değişik de olsa televizyonun yaydığı muhtelif ışınlar özellikle hormon balansını bozabiliyor.
Katot ışın tüplü ve tüpsüz televizyonların yaydığı x-ışınının -çok yakından izlenmediği sürece- insan sıhhatine ehemmiyetli bir tesiri bulunmuyor.
Melatonin hormonu, insan beyninde salgılanır; bedenin uyku kumpasının korunmasına destekçi olur. Elektromanyetik dalga yoğunluğu çoğaldıkça melatonin hormonunun salgılanması eksilir. Televizyon ekranından dağılan elektromanyetik ışınlar melatonin hormonunun salgılanmasını eksiltir ve hormonal bozukluklara yol açabilir. Bu vaziyet, kanseri de tetikleyebiliyor.
Görsel içerikler izlerken beyinin tek lobu çalışır ve düşünmeye fırsat vermez; aklı bereketli kullanmayı engeller.
Göz rahatsızlıkları, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi meselelere yol açar.

Çocuklara Hasarları

Uzmanlar senelerdir çocukları televizyondan uzak yakalamayı önerir, hasarlarından bahseder. Ancak çocukları televizyondan koparamazsınız. Bir kere de biz anlatalım:

Gününün ehemmiyetli bir kısmını televizyon karşısında geçiren çocuklarda sosyalleşme ve fertselleşme meseleleri görülür. Ayrıca psiko-sosyal istikametleri büyümez veya noksan kalır.
Duygusal alaka ve sevgiye lüzum dinledikleri yarıyılda televizyon izleyerek müddet öldüren çocuklarda şiddet meyli artar.
Bebekler, görüntü ve ses bir anda verildiği için televizyonlardan çok etkilenir. Bu nedenle bebeklere izletilen programlar itinayla seçilmelidir.
2-7 yaş arasındaki çocukların fazla televizyon izlemesi, dil gelişimini negatif tesirler. Bazı ebeveynler, televizyonların çocuğun konuşmasını sağladığına inanır; ancak uzmanlar bunun bütün tersini söylüyor.
Çocuklar, televizyon sarihken izlemese dahi sesinden negatif etkilenir. Reyin oynarken dikkati parçalar, dikkat noksanlığı meseleleri ortaya çıkar.
Özellikle minik yaştaki çocuklar, televizyonda gördüklerini somut olarak algılar. Başka Bir Deyişle, çizgi filmdeki sahneleri asıl varsayır, aynı şeyleri yapmaya çalışır. Bir sahneden etkilenerek balkondan uçmaya çalışarak düşen, kendini asan çocukların haberlerini duymuşsunuzdur!
Televizyonda gördükleri sahneler fobi, gerilim ve şiddete yol açar. Vahim bir figür travmaya yol açabilir, uykusuzluk meseleleri yaşayabilir.
Günde 4 saatten fazla televizyon izleyen çocukların obezite veya kilo meseleleri yaşayabileceği belirtiliyor.
Televizyon başında müddet geçiren çocukların eğitim yaşamı sekteye uğrayabilir. Başka Bir Deyişle televizyon yeterince ders çalışmayan, kitap okumayan bir jenerasyon doğmasına yol açıyor.
Ergenlik çağında televizyon bağımlılığı olan çocuklarda ciddi meseleler ortaya çıkabilir. Erken veya geç ergenlik yaşanabilir.
Ebeveyni televizyon başında müddet geçiren bir çocuk, onları model alır ve televizyonu cümbüş vasıtayı olarak görmeye başlar.
Çocuklara yemek yedirmek veya haylazlık yapmaması için televizyon karşısına oturtmak, televizyon alışkanlığını tetikler. Bunu yapmayın!
Minik yaşlarda televizyon izleme saatleri hudutlandırılmayan çocuklar mektep çağında televizyon bağımlısı olabilir.
Televizyondan bilgileri doğrudan almaya başlayan çocuklar, pasif bir aktifliğe alışır; deneyim ederek veya yaşayarak bilme alışkanlıkları kazanamaz.
İki yaşındaki çocukların 1 saatten fazla çizgi film seyretmesi zekasal gelişimlerini negatif tesirler. Bu yarıyılda akdikeni olan çocuklar, zekasal gelişimlerini muhtelif faaliyetlerle tamamlamalıdır.
Müzik kanalları, çocukların dil ve bağlantı yeteneklerini geliştirmesini engeller.
Reklamlardaki ani hareketler, ses ve ritim akışları çocukların çok dikkatine sürükler. Reklamlardaki bilinçaltı ihtarlar, çocukların tavır ve tavırlarını negatif tesirler.
Reklam ve kliplerdeki iletiler hiddet, fobi ve endişe doğurabilir.
Çocuklardaki üşengeçlik, asosyallik, dostlarıyla ilişki kuramama, fobiler, duygu sömürüsü, şiddet meyilleri, uykusuzluk, kitap okumama ve sorumsuzluk gibi tavırlar televizyonun yan tesirleri arasında yer alıyor.

Televizyon Sayesinde Ne Kaybederiz?

Televizyon izleyerek zamanımızı, paramızı ve belki de yaşamımızı kaybederiz. Nasıl mı?

Günde 2 saat televizyon izleyen bir insan 1 senede 730 saatini televizyon başında geçirir. Başka Bir Deyişle senede 45 gün televizyon izliyor anlamına geliyor. 4 saat televizyon izleyen bir insan senede 3 ay televizyon başında kalıyor. Başka Bir Deyişle vasati ömrünün neredeyse yüzde 10’u televizyon izleyerek geçiyor!
Bu istatistikî bilgi ışığında şu reeli belirtelim; Türkiye’de insanlar günde vasati 3 saatini televizyon başında geçiriyor.
Bazı ayrıcalıklar dışında intihar haberlerinin televizyonlarda devamlı yayınlanmasının intihar olaylarını özendirdiği ve artırdığı tespit edilmiş.
Türkiye’de bir yarıyıl İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nden sıçrayarak intihar eden insanlarla alakalı çok rakamda haber yapılırdı. Hemen hemen her gün bir intihar haberi yayınlanırdı. Bazı televizyon yayıncıları ve haber ajansları, uzmanların da önerisi ile köprüde intihar haberlerini vermemeye başladı. Günümüzde artık “köprüde intihar” haberi hemen hemen hiç dinlemiyoruz. Başka Bir Deyişle televizyonlar intiharı körüklüyor.
Türkiye’deki bir araştırmaya göre, anaokulu çağındaki çocukların yüzde 65’i, ilköğretim çağındaki çocukların da yüzde 58’i günde 2 saatten fazla televizyon izliyor. Bu çocukların yüzde 30’u televizyonu tek başına izliyor.
Televizyonun Zararları sizlere teknolojimuhbiri.com ile özel olarak hazırlanmıştır.Televizyonun Zararları

Televizyonsuz konut yok. Hiç düşündünüz mü; bu kadar popüler bir makinenin ne gibi hasarları olabilir? Yazımızı okuduğunuzda çok afallayabilirsiniz!

Yirminci asrın en ehemmiyetli buluşlarından bir olan televizyon, “büyülü kutu” olarak öğreniliyor. Gerçekten de senelerdir insanları büyülüyor. Sosyo-ekonomik, kültürel, politik ve teknolojik bir hayli büyümeye liderlik yapan televizyon, bunca bereketine karşın insanlardan bir şeyler de götürüyor. Parasal ve manevi hasarlarını sıralamak için sayfalar noksan kalabilir. Özellikle çocuklara fantastik hasarları var. Yazımızda “öğrenilen” bu hasarları özetlemeye çalıştık.

Sosyal, Kültürel ve Psikolojik Hasarları

Televizyonun makine olarak hasarlarının yanında yayınlanan programların içeriklerinin hasarları da yabana atılır gibi değil. Cemiyeti dönüştürme özelliği var. Erişkin insanlar, farkında olmadan televizyon programlarının tesirinde kalıyor. Ardından içinden çıkılmaz kültürel ve cemiyetsel meseleler ortaya çıkıyor. Diziler, filmler, magazin ve cümbüş programları, haber programları insanlara aynı pencereden çok rakamda duyguyu aynı saat diliminde yaşatabiliyor. Televizyon kumandası, yaşamımızı kumanda ediyor diyebiliriz. Televizyonun sosyal, kültürel ve psikolojik Zaralarını şöyle sıralayabiliriz;

Televizyon her şeyden evvel kültürel ve ahlâki bedellerden koparır. Tabi bu vaziyet, izlediğiniz programların içeriği ile alakalı.
Televizyon başında geçen bir yaşam, tipik bir “sedanter hayat” başka bir deyişle “hareketsiz hayat” misalidir. Televizyon, erişkin insanları fiziksel etkinlikten uzak bir hayata alıştırır ve tembelleştirir.
Magazin ve cümbüş programları ismi altında yayınlanan kültürel ve ahlâki seviyesi düşük programlar, özellikle boşluktaki insanları hayal dünyasında yaşatır ve erişemeyecekleri yaşamlara özendirir.
Kadın ve evlilik programlarındaki negatif diyaloglar, cemiyet arasında önyargılara, ilişkilerde güvensizliğe yol açar.
Abartılı ve gerçekten uzak reklamlar, insanları tüketime yönlendirir.
Kültürel ve ahlâki kıymetleri dikkate almayan reklam ve programlar, cemiyetin bedel yargılarını negatif tesirler.
Şiddet ve cinsel içerikli yayınlar, özellikle gençleri cemiyet ve aile asıllarından kopararak negatif meyillere yönlendirir, erişkinlerde psikolojik meselelere yol açar.
İnsanlar genellikle stres atmak veya kafasındaki düşünceleri dağıtmak için televizyon izler. “Büyülü kutu” ne yazık ki stresin ehemmiyetli bir kaynağıdır.
Kutuplaştırıcı ve ayrımcı görsel haberler, insanlar arasında ayrımcılığı ve değişik kesimler arasındaki çatışmaları körükler.
Reyting talihine insanların zaaflarını kullanan televizyon kanalları, acıma ve acıma duygularını negatif tesirler, hiddetlenmelerine yol açar.
İnsanları yaşamdan koparır, hayalciliğe yönlendirir.

Sıhhate Hasarları

Televizyonların sıhhate hasarları da, tespit edilenlerle hudutlu. Başka Bir Deyişle tespit edilemeyen, öngörülemeyen onlarca hasarı olabiliyor. Misalin; televizyon beslenme vasıtayı değil ancak televizyon karşısında hareketsiz kalarak obeziteye yol açan etkenleri yerine getirmiş olursunuz.

Tüplü, plazma, LED ve LCD televizyonlar ışınıma neden olabiliyor. Nükleer santral ışınımından değişik de olsa televizyonun yaydığı muhtelif ışınlar özellikle hormon balansını bozabiliyor.
Katot ışın tüplü ve tüpsüz televizyonların yaydığı x-ışınının -çok yakından izlenmediği sürece- insan sıhhatine ehemmiyetli bir tesiri bulunmuyor.
Melatonin hormonu, insan beyninde salgılanır; bedenin uyku kumpasının korunmasına destekçi olur. Elektromanyetik dalga yoğunluğu çoğaldıkça melatonin hormonunun salgılanması eksilir. Televizyon ekranından dağılan elektromanyetik ışınlar melatonin hormonunun salgılanmasını eksiltir ve hormonal bozukluklara yol açabilir. Bu vaziyet, kanseri de tetikleyebiliyor.
Görsel içerikler izlerken beyinin tek lobu çalışır ve düşünmeye fırsat vermez; aklı bereketli kullanmayı engeller.
Göz rahatsızlıkları, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi meselelere yol açar.

Çocuklara Hasarları

Uzmanlar senelerdir çocukları televizyondan uzak yakalamayı önerir, hasarlarından bahseder. Ancak çocukları televizyondan koparamazsınız. Bir kere de biz anlatalım:

Gününün ehemmiyetli bir kısmını televizyon karşısında geçiren çocuklarda sosyalleşme ve fertselleşme meseleleri görülür. Ayrıca psiko-sosyal istikametleri büyümez veya noksan kalır.
Duygusal alaka ve sevgiye lüzum dinledikleri yarıyılda televizyon izleyerek müddet öldüren çocuklarda şiddet meyli artar.
Bebekler, görüntü ve ses bir anda verildiği için televizyonlardan çok etkilenir. Bu nedenle bebeklere izletilen programlar itinayla seçilmelidir.
2-7 yaş arasındaki çocukların fazla televizyon izlemesi, dil gelişimini negatif tesirler. Bazı ebeveynler, televizyonların çocuğun konuşmasını sağladığına inanır; ancak uzmanlar bunun bütün tersini söylüyor.
Çocuklar, televizyon sarihken izlemese dahi sesinden negatif etkilenir. Reyin oynarken dikkati parçalar, dikkat noksanlığı meseleleri ortaya çıkar.
Özellikle minik yaştaki çocuklar, televizyonda gördüklerini somut olarak algılar. Başka Bir Deyişle, çizgi filmdeki sahneleri asıl varsayır, aynı şeyleri yapmaya çalışır. Bir sahneden etkilenerek balkondan uçmaya çalışarak düşen, kendini asan çocukların haberlerini duymuşsunuzdur!
Televizyonda gördükleri sahneler fobi, gerilim ve şiddete yol açar. Vahim bir figür travmaya yol açabilir, uykusuzluk meseleleri yaşayabilir.
Günde 4 saatten fazla televizyon izleyen çocukların obezite veya kilo meseleleri yaşayabileceği belirtiliyor.
Televizyon başında müddet geçiren çocukların eğitim yaşamı sekteye uğrayabilir. Başka Bir Deyişle televizyon yeterince ders çalışmayan, kitap okumayan bir jenerasyon doğmasına yol açıyor.
Ergenlik çağında televizyon bağımlılığı olan çocuklarda ciddi meseleler ortaya çıkabilir. Erken veya geç ergenlik yaşanabilir.
Ebeveyni televizyon başında müddet geçiren bir çocuk, onları model alır ve televizyonu cümbüş vasıtayı olarak görmeye başlar.
Çocuklara yemek yedirmek veya haylazlık yapmaması için televizyon karşısına oturtmak, televizyon alışkanlığını tetikler. Bunu yapmayın!
Minik yaşlarda televizyon izleme saatleri hudutlandırılmayan çocuklar mektep çağında televizyon bağımlısı olabilir.
Televizyondan bilgileri doğrudan almaya başlayan çocuklar, pasif bir aktifliğe alışır; deneyim ederek veya yaşayarak bilme alışkanlıkları kazanamaz.
İki yaşındaki çocukların 1 saatten fazla çizgi film seyretmesi zekasal gelişimlerini negatif tesirler. Bu yarıyılda akdikeni olan çocuklar, zekasal gelişimlerini muhtelif faaliyetlerle tamamlamalıdır.
Müzik kanalları, çocukların dil ve bağlantı yeteneklerini geliştirmesini engeller.
Reklamlardaki ani hareketler, ses ve ritim akışları çocukların çok dikkatine sürükler. Reklamlardaki bilinçaltı ihtarlar, çocukların tavır ve tavırlarını negatif tesirler.
Reklam ve kliplerdeki iletiler hiddet, fobi ve endişe doğurabilir.
Çocuklardaki üşengeçlik, asosyallik, dostlarıyla ilişki kuramama, fobiler, duygu sömürüsü, şiddet meyilleri, uykusuzluk, kitap okumama ve sorumsuzluk gibi tavırlar televizyonun yan tesirleri arasında yer alıyor.

Televizyon Sayesinde Ne Kaybederiz?

Televizyon izleyerek zamanımızı, paramızı ve belki de yaşamımızı kaybederiz. Nasıl mı?

Günde 2 saat televizyon izleyen bir insan 1 senede 730 saatini televizyon başında geçirir. Başka Bir Deyişle senede 45 gün televizyon izliyor anlamına geliyor. 4 saat televizyon izleyen bir insan senede 3 ay televizyon başında kalıyor. Başka Bir Deyişle vasati ömrünün neredeyse yüzde 10’u televizyon izleyerek geçiyor!
Bu istatistikî bilgi ışığında şu reeli belirtelim; Türkiye’de insanlar günde vasati 3 saatini televizyon başında geçiriyor.
Bazı ayrıcalıklar dışında intihar haberlerinin televizyonlarda devamlı yayınlanmasının intihar olaylarını özendirdiği ve artırdığı tespit edilmiş.
Türkiye’de bir yarıyıl İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nden sıçrayarak intihar eden insanlarla alakalı çok rakamda haber yapılırdı. Hemen hemen her gün bir intihar haberi yayınlanırdı. Bazı televizyon yayıncıları ve haber ajansları, uzmanların da önerisi ile köprüde intihar haberlerini vermemeye başladı. Günümüzde artık “köprüde intihar” haberi hemen hemen hiç dinlemiyoruz. Başka Bir Deyişle televizyonlar intiharı körüklüyor.
Türkiye’deki bir araştırmaya göre, anaokulu çağındaki çocukların yüzde 65’i, ilköğretim çağındaki çocukların da yüzde 58’i günde 2 saatten fazla televizyon izliyor. Bu çocukların yüzde 30’u televizyonu tek başına izliyor.
Televizyonun Zararları sizlere teknolojimuhbiri.com ile özel olarak hazırlanmıştır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler